Dernek yönetim kurulu günlüğü baştan beri geçici olarak blogspot altında açılmıştı -- şimdi kalıcı yuvasına http://gunluk.lkd.org.tr/yk/ adresine taşındı.
Lütfen RSS beslemelerinizi yeni adresimize göre güncelleyiniz.
Bu sayfa 0 saniye içinde kendini yeni adresimize yönlendirecektir.
23 Temmuz 2008 Çarşamba
22 Temmuz 2008 Salı
Garanti Bankası 3. Raunt
Bankadaki ilgili bayan bugün öğleden sonra telefonla aradı. Tek tek tüm yapılmasını istediğimiz işlemleri karar defterine yazmamız gerektiğini söyledi. Kişilerin de ayrı ayrı yetkili olduklarını belirtin dedi. Yaşadığımız süper diyalogları burada anlatacak hal kalmadı :)
Sonunda tamam o zaman, tüm işlemleri yapabilmek istiyoruz, bize tam yazılması gereken metni verin, biz de karar defterimize onu yazalım dedik. Söylüyorum ya işte deyip şifahen saymaya başladı. Faks çekmesini tekrar rica ettik. İşi yokuşa sürdüğümüzü söyleyerek, size ne yazacağınızı söyleyemem dedi. Oysa daha bir gün önce banka müdürü kendisine ne yazmaları gerekiyorsa yazın verin demişti. Kendisine bunu hatırlatmamız da bir şey ifade etmedi. Telefon kapandı.
Banka müdürünü aradık, durum böyle böyle, bize ne yazacağımızı bayan iletemiyor, lütfen bunun fakslanmasını sağlar mısınız dedik. Yılgınlık içinde olur dedi. Sonra bankadan bir faks geldi, evlere şenlik :). Bir beyaz kağıt (antet falan yok) üzerine el yazısıyla karalanmış bir işlem listesi. Ne isim, ne imza, ne antet, ne kaşe, hiçbişi yok... Gözlerimize inanamadık. Bir bankadan böyle bir faks aldık deseniz inanmaz kimse.
Volkan sağolsun oturdu antetli kağıda, genel sekreter imzalı/kaşeli bir yazı hazırladı. Lütfen antetli kağıdınıza, bir imza/kaşe ile iletin ki, biz de resmi evraklarımıza işleyebilelim, bunu dernekler masasına resmi evraktan gösteremeyiz içerikli bir yazıyı bankaya faksladı. Cep telefonu yine acı acı çaldı, banka müdürüyle onun "senli benli", benim "sizli bizli" konuştuğum bir diyalog yaşadık.
İşin özü şu : Banka, kendilerinde tüm işlemleri yapmak için nasıl bir resmi yazı gerektiğini size resmen söyle(ye)miyor. Böylece iki gün sonra ver(me)dikleri yazıyı kapsamayan bir durumla karşılaşıldığında "akledip yazsaydın onu da, senin suçun" diyebiliyorlar. Yersen...
Eh, dernek için yiyeceğiz gözüküyor. Yeniden karar defterine karar yazmak, en azından 4 yönetim kurulu üyesinin imzasını toplamak, koltuğumuzun altına defteri alıp bankaya yeniden gitmek gibi anlamsız angarya işler ufukta gözüküyor. Sağolasın biricik banka şubemiz.
Umarız derneğin bir sonraki yönetimi seçilene kadar banka(lar) yeni kurallar icat etmez, bizim de bu kazandığımız acı deneyimler bir kazanım olarak bizden sonrakilere kalır.
Sonunda tamam o zaman, tüm işlemleri yapabilmek istiyoruz, bize tam yazılması gereken metni verin, biz de karar defterimize onu yazalım dedik. Söylüyorum ya işte deyip şifahen saymaya başladı. Faks çekmesini tekrar rica ettik. İşi yokuşa sürdüğümüzü söyleyerek, size ne yazacağınızı söyleyemem dedi. Oysa daha bir gün önce banka müdürü kendisine ne yazmaları gerekiyorsa yazın verin demişti. Kendisine bunu hatırlatmamız da bir şey ifade etmedi. Telefon kapandı.
Banka müdürünü aradık, durum böyle böyle, bize ne yazacağımızı bayan iletemiyor, lütfen bunun fakslanmasını sağlar mısınız dedik. Yılgınlık içinde olur dedi. Sonra bankadan bir faks geldi, evlere şenlik :). Bir beyaz kağıt (antet falan yok) üzerine el yazısıyla karalanmış bir işlem listesi. Ne isim, ne imza, ne antet, ne kaşe, hiçbişi yok... Gözlerimize inanamadık. Bir bankadan böyle bir faks aldık deseniz inanmaz kimse.
Volkan sağolsun oturdu antetli kağıda, genel sekreter imzalı/kaşeli bir yazı hazırladı. Lütfen antetli kağıdınıza, bir imza/kaşe ile iletin ki, biz de resmi evraklarımıza işleyebilelim, bunu dernekler masasına resmi evraktan gösteremeyiz içerikli bir yazıyı bankaya faksladı. Cep telefonu yine acı acı çaldı, banka müdürüyle onun "senli benli", benim "sizli bizli" konuştuğum bir diyalog yaşadık.
İşin özü şu : Banka, kendilerinde tüm işlemleri yapmak için nasıl bir resmi yazı gerektiğini size resmen söyle(ye)miyor. Böylece iki gün sonra ver(me)dikleri yazıyı kapsamayan bir durumla karşılaşıldığında "akledip yazsaydın onu da, senin suçun" diyebiliyorlar. Yersen...
Eh, dernek için yiyeceğiz gözüküyor. Yeniden karar defterine karar yazmak, en azından 4 yönetim kurulu üyesinin imzasını toplamak, koltuğumuzun altına defteri alıp bankaya yeniden gitmek gibi anlamsız angarya işler ufukta gözüküyor. Sağolasın biricik banka şubemiz.
Umarız derneğin bir sonraki yönetimi seçilene kadar banka(lar) yeni kurallar icat etmez, bizim de bu kazandığımız acı deneyimler bir kazanım olarak bizden sonrakilere kalır.
21 Temmuz 2008 Pazartesi
Garanti Bankası 2. Raunt
Bu sefer koltuğumun altına haftasonu toplantıda ödünç aldığım dernek karar defterlerini de almış, gerekli tüm evrakların fotokopilerini de çektirmiş bir biçimde Kızılay Şubesi'nin kapısından içeri girdim. İlgili bayana bakıp gülümsememle "gene ben" dedim.
Evrak fotokopilerini verdim, asıllarını gösterebileceğimi ama zarar görmeleri riskine karşı kendisine veremeyeceğimi söyledim. Aldı evrakları, içeri gitti. Geri döndü, bu kararı almışsınız ama net değil dedi. "Şefime danıştım, "banka işlemleri" demişsiniz ama ya "tüm banka işlemleri" demeniz gerekiyor ya da tek tek işlem belirtmeniz gerekiyor; burada yetkili kişilerin ise ayrı ayrı mı yetkili olduğu yoksa ortak olarak mı yetkili oldukları belli değil" dedi. Kendisine bilumum mantıklı argümanlarla geldim ama bir işe yaramadı tabii. Sonunda kendisine yetki belgelerinin süreleri dolmuş bir sürü insana banka hesabına erişim verdiklerini ama derneğin seçilmiş yönetim kuruluna erişim vermediklerinden dem vurdum. Trajikomik olan hesaba "internetten erişimi" erişimden saymamaları, bizimse tek isteğimiz o :). Derneğin yetki belge süresi dolmuş insanlara haber vermesi gerektiğini, kendilerinin bilemeyeceğini söyledi. Ben de o zaman müdür dedim kendisine...
Müdürün karşısında benzer diyaloglar yaşadıktan sonra eskilere nasıl erişim verdiklerine dair belge istedim. Yine önemsemediler onu, geçiştirdiler. Yetkisiz insanlara erişim vermeleri konusunu tekrar dile getirdim. Bakın bizden kopyasını aldığınız yetki belgeleri tarihlidir, bitim tarihi yazar ama siz erişimi kesmiyorsunuz, yetki belge süresi dolmuş kaç kişinin hesaba erişimi var dedim. Müdür baktı belgeye, bayana dönüp "kesmiyor muyuz biz bunları otomatik" dedi, tabii bayanın verecek bir yanıtı yoktu. "O zaman yeni yetki belgesi istinaden eski kişilerin erişimlerini kesin" dedi (nasıl oluyorsa, bir kişide olmaz ki yetki belgesi, neyse kapıyorlar erişimi en azından). E o zaman yeni yetki belgesine göre erişim kesiyorsanız, erişim de verin dedim. "Vereceğiz, vereceğiz" dedi ve sorusu beni benden aldı "kaç para çekmek istiyorsunuz?". "Para falan çekmek istemiyorum, hesaba internetten erişebilmek istiyorum" dedim.
Bayanın masasına geri döndük, gerekli evrakları doldurduk. Onaylanması bir gün alırmış, hukuk bürosuna da evrakları göndermişler, bir problem çıkarsa gün içinde bağlantı kuracaklarmış. Gerçi yine çok güven verici değil durum ama imza/kaşeler atıldığı için en azından tekrar fiziksel münasebete girmeden çözebiliriz gibi (umut fakirin ekmeği). Belki antetli kağıda bir faksla istedikleri ifadeleri tamamlayabiliriz. Derneğin karar defterine noter vekaleti gibi yazmak gerçekten çok anlamsız.
Evet, kendi kendimize kaşınmış ve Türker'in adından kullanmaya devam edebilecekken dertsiz başımıza dert açmış gibi gözüküyoruz değil mi? :) Ama bu işi olması gerektiği gibi yap(tır)ıp, neler yapılmasını gerektiğini tam öğrenerek bizden sonrakilere sağlıklı bir bilgi aktarabilmek istiyoruz.
Eh, bu saate kadar bankadan faks ya da telefon gelmediğine göre bayan yarın telefonla dürtüklenme ihtiyacı hissediyor demektir :/
Evrak fotokopilerini verdim, asıllarını gösterebileceğimi ama zarar görmeleri riskine karşı kendisine veremeyeceğimi söyledim. Aldı evrakları, içeri gitti. Geri döndü, bu kararı almışsınız ama net değil dedi. "Şefime danıştım, "banka işlemleri" demişsiniz ama ya "tüm banka işlemleri" demeniz gerekiyor ya da tek tek işlem belirtmeniz gerekiyor; burada yetkili kişilerin ise ayrı ayrı mı yetkili olduğu yoksa ortak olarak mı yetkili oldukları belli değil" dedi. Kendisine bilumum mantıklı argümanlarla geldim ama bir işe yaramadı tabii. Sonunda kendisine yetki belgelerinin süreleri dolmuş bir sürü insana banka hesabına erişim verdiklerini ama derneğin seçilmiş yönetim kuruluna erişim vermediklerinden dem vurdum. Trajikomik olan hesaba "internetten erişimi" erişimden saymamaları, bizimse tek isteğimiz o :). Derneğin yetki belge süresi dolmuş insanlara haber vermesi gerektiğini, kendilerinin bilemeyeceğini söyledi. Ben de o zaman müdür dedim kendisine...
Müdürün karşısında benzer diyaloglar yaşadıktan sonra eskilere nasıl erişim verdiklerine dair belge istedim. Yine önemsemediler onu, geçiştirdiler. Yetkisiz insanlara erişim vermeleri konusunu tekrar dile getirdim. Bakın bizden kopyasını aldığınız yetki belgeleri tarihlidir, bitim tarihi yazar ama siz erişimi kesmiyorsunuz, yetki belge süresi dolmuş kaç kişinin hesaba erişimi var dedim. Müdür baktı belgeye, bayana dönüp "kesmiyor muyuz biz bunları otomatik" dedi, tabii bayanın verecek bir yanıtı yoktu. "O zaman yeni yetki belgesi istinaden eski kişilerin erişimlerini kesin" dedi (nasıl oluyorsa, bir kişide olmaz ki yetki belgesi, neyse kapıyorlar erişimi en azından). E o zaman yeni yetki belgesine göre erişim kesiyorsanız, erişim de verin dedim. "Vereceğiz, vereceğiz" dedi ve sorusu beni benden aldı "kaç para çekmek istiyorsunuz?". "Para falan çekmek istemiyorum, hesaba internetten erişebilmek istiyorum" dedim.
Bayanın masasına geri döndük, gerekli evrakları doldurduk. Onaylanması bir gün alırmış, hukuk bürosuna da evrakları göndermişler, bir problem çıkarsa gün içinde bağlantı kuracaklarmış. Gerçi yine çok güven verici değil durum ama imza/kaşeler atıldığı için en azından tekrar fiziksel münasebete girmeden çözebiliriz gibi (umut fakirin ekmeği). Belki antetli kağıda bir faksla istedikleri ifadeleri tamamlayabiliriz. Derneğin karar defterine noter vekaleti gibi yazmak gerçekten çok anlamsız.
Evet, kendi kendimize kaşınmış ve Türker'in adından kullanmaya devam edebilecekken dertsiz başımıza dert açmış gibi gözüküyoruz değil mi? :) Ama bu işi olması gerektiği gibi yap(tır)ıp, neler yapılmasını gerektiğini tam öğrenerek bizden sonrakilere sağlıklı bir bilgi aktarabilmek istiyoruz.
Eh, bu saate kadar bankadan faks ya da telefon gelmediğine göre bayan yarın telefonla dürtüklenme ihtiyacı hissediyor demektir :/
19 Temmuz 2008 Cumartesi
Cumartesi Öğleden Sonrası Ateşi
Yasal zorunluluklar derneğin Ankara'da ikamet eden dört yönetim kurulu üyesini biraraya getirdi. Karar defterindeki imzaların Pazartesi günü düzenlenecek 2. Banka Seferi öncesinde tamamlanması gerekiyordu.
Genel sekreterimiz Volkan Evrin'in karar defterine İstanbul turu yaptırmak için kullandığı "yanmaz" ambalajı tüm yönetim kurulu üyelerinden takdir gördü. Daha önce bir yönetim kurulu toplantısı sırasında mekanda yangın çıktığı için böyle bir paranoyaya sahip olmuştu. Ya kargo aracında yangın çıksaydı? İşte bu olasılığı bile düşünen Volkan'ı yanmaz ambalajlı karar defteri ile beraber resimledik :

Hepimizin ulaşımının kolay olduğu bir yer olarak, -önceki yönetim kurulunun aksi yönde öğütlerine karşın-, alışkanlık işte Bahçelievler'deki Bahar Unlu Mamülleri'nde buluştuk. Burası daha önce derneğin sayısız toplantısına ev sahipliği yapmıştı.
İki saat kadar süren toplantı daha çok sohbet havasında geçti. Anılarımızdaki toplantılara göre hem daha kısa hem de daha az yoğun geçti. Daha çok karar defteri, banka evrakları, kurumlarla görüşmeler gibi yasal ya da fiziksel olarak koşturulması gereken işlerle ilgili konuştuk.
Tepeden püskürtülen buhara Doruk bir türlü alışamadı, sürekli kağıtların ıslanacağı gibi bir tedirginliğe sahipti.

Ne yazık ki önceki yönetim kurulunun lafını dinlemeyerek hata etmişiz. Börek yoktu, gelen yiyecekler başarısızdı, servis ise feciydi. "Tekrar gelmeyecek biz".
Genel sekreterimiz Volkan Evrin'in karar defterine İstanbul turu yaptırmak için kullandığı "yanmaz" ambalajı tüm yönetim kurulu üyelerinden takdir gördü. Daha önce bir yönetim kurulu toplantısı sırasında mekanda yangın çıktığı için böyle bir paranoyaya sahip olmuştu. Ya kargo aracında yangın çıksaydı? İşte bu olasılığı bile düşünen Volkan'ı yanmaz ambalajlı karar defteri ile beraber resimledik :

Hepimizin ulaşımının kolay olduğu bir yer olarak, -önceki yönetim kurulunun aksi yönde öğütlerine karşın-, alışkanlık işte Bahçelievler'deki Bahar Unlu Mamülleri'nde buluştuk. Burası daha önce derneğin sayısız toplantısına ev sahipliği yapmıştı.
İki saat kadar süren toplantı daha çok sohbet havasında geçti. Anılarımızdaki toplantılara göre hem daha kısa hem de daha az yoğun geçti. Daha çok karar defteri, banka evrakları, kurumlarla görüşmeler gibi yasal ya da fiziksel olarak koşturulması gereken işlerle ilgili konuştuk.
Tepeden püskürtülen buhara Doruk bir türlü alışamadı, sürekli kağıtların ıslanacağı gibi bir tedirginliğe sahipti.

Ne yazık ki önceki yönetim kurulunun lafını dinlemeyerek hata etmişiz. Börek yoktu, gelen yiyecekler başarısızdı, servis ise feciydi. "Tekrar gelmeyecek biz".
17 Temmuz 2008 Perşembe
Karar Defteri'nin Yolculukları
Yönetim Kurulu üyeleri olarak hepimiz İnternet bağımlısı olunca, her hangi bir konuda tartışmamız ve karar almamız görece kolay oluyor fakat alınan kararların deftere geçirilmesi, gerçek imzaların atılması, üyelerin bir kısmı Ankara'da bir kısımı İstanbul'da olunca biraz zorluyor tabii ki.
Bu noktada eğer biz deftere gidemiyorsak defter bize gelsin dedik. Dün Ankara'dan yola çıkan defter Hakan, Onur ve Alper tarafından imzalandı ve tekrar Ankara yoluna çıktı :)
Karar Defteri'nin Yolculukları devam edecek...
Bu noktada eğer biz deftere gidemiyorsak defter bize gelsin dedik. Dün Ankara'dan yola çıkan defter Hakan, Onur ve Alper tarafından imzalandı ve tekrar Ankara yoluna çıktı :)
Karar Defteri'nin Yolculukları devam edecek...
Dernek 101 : Bankalar
Dün yetki belgelerini almış ve valilikle işlerinin çoğunu bitirmiş şen çocuklar olarak bankayla halleşelim dedik. Evet o aidatların ve bağışların yattığı banka hesabının olduğu Garanti Bankası Kızılay Şubesi'ne gitti Doruk.
Üst kata çıkıp yönlendirildiği görevliyle görüşürken eğlenceli diyaloglar yaşadı :
Doruk : Buyrun yetki belgelerimiz
Bayan : İmza sirküleriniz nerede?
Doruk : Biz şirket değiliz, bir derneğiz, derneklerin imza sirküsü olmaz.
Bayan : Bu yetki belgesini imzalayan kişinin belgesi lazım.
Doruk : Buyrun benim.
Bayan : Anlayamadım?
Doruk : Belgeyi imzalayan da benim zaten, derneğin başkanıyım.
Bayan : İyi ama kendi belgenizi kendiniz imzalamışsınız olmaz ki böyle.
Doruk : Olabiliyor demek ki, bakın altında valiliğin ıslak onay damgası var.
Bayan : Başka yetki belgesi var mı?
Doruk : Yani onları da getireyim isterseniz ama diğer kişilerin yetki belgelerinin altında da benim imzam var.
Bayan : İyi de bunda "gelir toplayabilir" yazıyor, harcama yapabilir yazmıyor.
Doruk : Hanımefendi parayı toplayan eline para geçtikten sonra harcama da yapar, nasıl durduracaksınız? O belgeyle toplanan paralar gelip bu bankaya yatıyor zaten.
Bayan : O zaman ticari sicilinizi (karşısındakinin hareketlenmesiyle beraber nakaratı duymamak için) ya da kuruluş belgesi falan bişiniz vardır herhalde, onu getirin.
Doruk : Dernek hesabının sizdeki dosyasında olması lazım zaten, banka hesabını açarken istemişsinizdir. Üstelik derneğin varlığını belgeler o, başka bir işinize yaramaz ki?
Bayan : O belgeden yetkili kişilerin isimlerini alacağız.
Doruk : Bu bir dernek, şirket değil ki. Şirketin kurucuları sermayaderleri olabilir, dernekteki kurucuların dernek üzerinde söz hakkı yoktur. Derneklerin yönetimleri zamanla değişir. Sadece seçilen yönetim kurulu üyelerinin yetkisi olur.
(Bu arada yetki belgesinin fotokopisini çekmeye çalışırken, yazıcı kağıdı sıkıştırır, güzelim yetki belgesi buruş buruş olur, sonra içeride sağlam bir yetki belgesi ütüleme çalışması yaptı)
Bayan : O zaman bana yönetim kurulunun seçildiğine dair bir belge getirin.
Doruk : Tabi, valiliğe verdiğimiz genel kurul bildirimini verebilirim ama onun altında da benim imzam var, kendiniz imzalamışsınız diye beğenmezsiniz.
Bayan : Bu yetki belgesinden kaç kişide var?
Doruk : 3
Bayan : İşte 3'ünüz toplanıp...
Doruk : Üç kişi birbirinden bağımsız para toplayabilir kişilerdir. Ortak imza değil.
Bayan : Onların da yetki belgelerini getirin o zaman.
Doruk : Tabii, hemen fakslatabilirim ama altlarında yine benim imzam olacak, söylemiştim.
(sessizlik)
Doruk : Peki şu anda hesaba kim erişebiliyor?
Bayan : Kimse erişemiyor gözüküyor hesaba işte.
Doruk : Olur mu? Biz internet üzerinden ulaşabiliyoruz ve işlem yapabiliyoruz.
Bayan : Benim önümde gözükmüyor.
Doruk : Yani internetten erişip dernek kasasını boşaltabiliriz ama fiilen...
Bayan : İşte yani önümde belgesi yok, bir tanıdık vasıtasıyla falan mı yaptınız, anlamadım ki...
Doruk : Kimler erişebiliyor peki?
Bayan : (eski yetkilileri sayar) Berk, Raif, Türker, ...
Doruk : E bir dosyamız falan yok mu, orada en azından onlardan ne belge almışsınız ona bakın.
Bayan : Önümdeki sistemde gözükmüyor, ne zaman kuruldunuz, başvurdunuz?
Doruk : 2000'de kuruldu dernek, ilk başka İş Bankası ile çalışıyorlardı; herhalde 2002 falandır.
Bayan : E işte çok eski tabii.
Doruk : Anlayamadım? Bankalar belgeleri 10 sene saklamak zorundadır, 5-6 sene bir banka için çok eski denebilecek bir zaman dilimi değil.
Bayan : Yani arşivde vardır herhalde.
Doruk : Ha, iyi yani bir dosyamız var en azından, sadece bilgisayara aktarmamışlar. Peki bilgisayarınızda gözüken başka bir STK'nın dosyasına baksanız, onlar nasıl yetkilenmişler, ona göre davranalım?
Bayan : (anlamaz) Diyorum işte, gözükmüyor önümde hiçbir belgeniz.
Doruk : Peki size tüm yönetim kurulu üyelerinin imzalarının olduğu, bu insanların başkan/genel sekreter/sayman olduğunun yazdığı karar defterinin fotokopisini getirsem?
Bayan : O olur işte, aslını getirin.
Doruk : Az önceki fotokopi çekme işlemine benzemesin de... Değerli evrak bunlar.
(sessizlik)
Doruk : Yalnız o kararın altında da benim ve diğer yönetim kurulu üyelerinin imzaları olacak farkındasınız di mi?
Bayan : Yani... evet ama en azından tüm üyelerin imzası var.
Doruk : (içinden "üye değil, yönetim kurulu üyeleri onlar. tüm üyeler olsa 980 kişiden imza toplamak lazım, her yönetim değişikliğinde bunu yapsak ohooo" der) Sonuçta onun fotokopisini getiriyorum, yapıyorsunuz işlemi.
Bayan : Evet.
Doruk : (içinden "hadi bakalım, pek inandırıcı olmadı ama...") Tamam, teşekkürler.
Görünen o ki, daha güçlü bir el için "hede, hödö ve büdü banka işlemleri yapmaya yetkilidir" diye bir karar yazıp işi sağlama almak lazım. Gerçi ona rağmen bu diyalogların birçoğunu yaşanması hatta, "müdürünüzle görüşeyim o zaman" cümlelerinin kurulması gerekecek ama o başka bir güne kaldı artık.
Eh, dernek karar defterinin genel kurul akşamından beri ertelediğimiz 900 km'lik yolculuğuna artık çıkması gerek gibi gözüküyor :)
Üst kata çıkıp yönlendirildiği görevliyle görüşürken eğlenceli diyaloglar yaşadı :
Doruk : Buyrun yetki belgelerimiz
Bayan : İmza sirküleriniz nerede?
Doruk : Biz şirket değiliz, bir derneğiz, derneklerin imza sirküsü olmaz.
Bayan : Bu yetki belgesini imzalayan kişinin belgesi lazım.
Doruk : Buyrun benim.
Bayan : Anlayamadım?
Doruk : Belgeyi imzalayan da benim zaten, derneğin başkanıyım.
Bayan : İyi ama kendi belgenizi kendiniz imzalamışsınız olmaz ki böyle.
Doruk : Olabiliyor demek ki, bakın altında valiliğin ıslak onay damgası var.
Bayan : Başka yetki belgesi var mı?
Doruk : Yani onları da getireyim isterseniz ama diğer kişilerin yetki belgelerinin altında da benim imzam var.
Bayan : İyi de bunda "gelir toplayabilir" yazıyor, harcama yapabilir yazmıyor.
Doruk : Hanımefendi parayı toplayan eline para geçtikten sonra harcama da yapar, nasıl durduracaksınız? O belgeyle toplanan paralar gelip bu bankaya yatıyor zaten.
Bayan : O zaman ticari sicilinizi (karşısındakinin hareketlenmesiyle beraber nakaratı duymamak için) ya da kuruluş belgesi falan bişiniz vardır herhalde, onu getirin.
Doruk : Dernek hesabının sizdeki dosyasında olması lazım zaten, banka hesabını açarken istemişsinizdir. Üstelik derneğin varlığını belgeler o, başka bir işinize yaramaz ki?
Bayan : O belgeden yetkili kişilerin isimlerini alacağız.
Doruk : Bu bir dernek, şirket değil ki. Şirketin kurucuları sermayaderleri olabilir, dernekteki kurucuların dernek üzerinde söz hakkı yoktur. Derneklerin yönetimleri zamanla değişir. Sadece seçilen yönetim kurulu üyelerinin yetkisi olur.
(Bu arada yetki belgesinin fotokopisini çekmeye çalışırken, yazıcı kağıdı sıkıştırır, güzelim yetki belgesi buruş buruş olur, sonra içeride sağlam bir yetki belgesi ütüleme çalışması yaptı)
Bayan : O zaman bana yönetim kurulunun seçildiğine dair bir belge getirin.
Doruk : Tabi, valiliğe verdiğimiz genel kurul bildirimini verebilirim ama onun altında da benim imzam var, kendiniz imzalamışsınız diye beğenmezsiniz.
Bayan : Bu yetki belgesinden kaç kişide var?
Doruk : 3
Bayan : İşte 3'ünüz toplanıp...
Doruk : Üç kişi birbirinden bağımsız para toplayabilir kişilerdir. Ortak imza değil.
Bayan : Onların da yetki belgelerini getirin o zaman.
Doruk : Tabii, hemen fakslatabilirim ama altlarında yine benim imzam olacak, söylemiştim.
(sessizlik)
Doruk : Peki şu anda hesaba kim erişebiliyor?
Bayan : Kimse erişemiyor gözüküyor hesaba işte.
Doruk : Olur mu? Biz internet üzerinden ulaşabiliyoruz ve işlem yapabiliyoruz.
Bayan : Benim önümde gözükmüyor.
Doruk : Yani internetten erişip dernek kasasını boşaltabiliriz ama fiilen...
Bayan : İşte yani önümde belgesi yok, bir tanıdık vasıtasıyla falan mı yaptınız, anlamadım ki...
Doruk : Kimler erişebiliyor peki?
Bayan : (eski yetkilileri sayar) Berk, Raif, Türker, ...
Doruk : E bir dosyamız falan yok mu, orada en azından onlardan ne belge almışsınız ona bakın.
Bayan : Önümdeki sistemde gözükmüyor, ne zaman kuruldunuz, başvurdunuz?
Doruk : 2000'de kuruldu dernek, ilk başka İş Bankası ile çalışıyorlardı; herhalde 2002 falandır.
Bayan : E işte çok eski tabii.
Doruk : Anlayamadım? Bankalar belgeleri 10 sene saklamak zorundadır, 5-6 sene bir banka için çok eski denebilecek bir zaman dilimi değil.
Bayan : Yani arşivde vardır herhalde.
Doruk : Ha, iyi yani bir dosyamız var en azından, sadece bilgisayara aktarmamışlar. Peki bilgisayarınızda gözüken başka bir STK'nın dosyasına baksanız, onlar nasıl yetkilenmişler, ona göre davranalım?
Bayan : (anlamaz) Diyorum işte, gözükmüyor önümde hiçbir belgeniz.
Doruk : Peki size tüm yönetim kurulu üyelerinin imzalarının olduğu, bu insanların başkan/genel sekreter/sayman olduğunun yazdığı karar defterinin fotokopisini getirsem?
Bayan : O olur işte, aslını getirin.
Doruk : Az önceki fotokopi çekme işlemine benzemesin de... Değerli evrak bunlar.
(sessizlik)
Doruk : Yalnız o kararın altında da benim ve diğer yönetim kurulu üyelerinin imzaları olacak farkındasınız di mi?
Bayan : Yani... evet ama en azından tüm üyelerin imzası var.
Doruk : (içinden "üye değil, yönetim kurulu üyeleri onlar. tüm üyeler olsa 980 kişiden imza toplamak lazım, her yönetim değişikliğinde bunu yapsak ohooo" der) Sonuçta onun fotokopisini getiriyorum, yapıyorsunuz işlemi.
Bayan : Evet.
Doruk : (içinden "hadi bakalım, pek inandırıcı olmadı ama...") Tamam, teşekkürler.
Görünen o ki, daha güçlü bir el için "hede, hödö ve büdü banka işlemleri yapmaya yetkilidir" diye bir karar yazıp işi sağlama almak lazım. Gerçi ona rağmen bu diyalogların birçoğunu yaşanması hatta, "müdürünüzle görüşeyim o zaman" cümlelerinin kurulması gerekecek ama o başka bir güne kaldı artık.
Eh, dernek karar defterinin genel kurul akşamından beri ertelediğimiz 900 km'lik yolculuğuna artık çıkması gerek gibi gözüküyor :)
16 Temmuz 2008 Çarşamba
MEB Eğitek ile Formatör Öğretmenlere Özgür Yazılım
Milli Eğitim Bakanlığı'nın (MEB) eğitim ve öğretimin teknolojik gelişmelerle desteklenmesi için kurmuş olduğu bir Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğü (Eğitek) bulunuyor.
Geçmişte MEB Eğitek ile derneğimizin ortak çalışmaları olmuştu, IBM'den destek alarak kurdukları bir özgür yazılım laboratuvarında gerek dernek üyeleri, gerek çeşitli özel firmalar öğretmenlerimize Linux ve özgür yazılım konusunda çeşitli bilgiler aktarmışlardı.
MEB Eğitek derneğimizle bağlantı kurup, kurumlarındaki Linux ve özgür yazılım çalışmalarına farklı bir yaklaşımla tekrar ivme vermek istediklerini söylediklerinde çok sevindik.
Kendileriyle bu sabah bir saati aşkın bir süre sohbet ettik. Hızla yanıt verip görüştüğümüz için çok teşekkür ettiler. Daha önce yapılan ortak çalışmalar, yararlarından ve olası eksikler üzerine konuştuk. Yeni dönemde Türkiye'nin dört bir yanından Linux ve özgür yazılımlarla haşır-neşir olarak formatör öğretmenleri Ekim-Kasım aylarında bir özgür yazılımı eğitimi için biraraya toplayarak onların bilgilerini geliştirmek istediklerini söylediler. Formatör öğretmenlerin temel görevi, çeşitli konularda eğitim almak ve bu eğitimi diğer öğretmenlere aktarmak. Özgür yazılım konusunda bilgilenen formatör öğretmenler de, daha sonra kendi şehirlerine döndüklerinde burada öğrendiklerini oradaki diğer öğretmenlere aktaracaklar. Öğretmenler de bu bilgileri okullarda öğrencilere anlatacaklar.
Projenin hayata geçirilmesi ile ilgili hem görüşlerimizi, hem de desteğimizi istediler. Biz de geçmişte olduğu gibi kendilerine elimizden gelen desteği sağlayacağımızı, eğitim ve öğretimde özgür yazılımın yer almasını çok önemsediğimizi söyledik. Formatör öğretmenlere anlatılacak konuların sınıflandırılması ve süresi ile ilgili öneriler getirdik. Dernek olarak bu çalışmanın fiili bir parçası olabileceğimiz gibi, farklı kurumlarla bağlantı kurmalarında yardımcı olarak aradan çekilebileceğimizi anlattık. Kar amacı gütmeyen bir sivil toplum kuruluşu olduğumuz için, bizim açımızdan önemli olanın bu eğitimin gerçekleşmesi olduğunu, bizzat hangi kurumun eğitimi verdiğinin bizim için hiç önemi olmadığını belirttik. Özgür yazılım konusundaki çalışmalarına hangi firmaların sponsor olabileceğine dair öneriler getirdik.
Bu çalışmalar beklenildiği gibi meyvalarını verirse, "bekleyin öğretmenler, özgür yazılım geliyor!" :)
Geçmişte MEB Eğitek ile derneğimizin ortak çalışmaları olmuştu, IBM'den destek alarak kurdukları bir özgür yazılım laboratuvarında gerek dernek üyeleri, gerek çeşitli özel firmalar öğretmenlerimize Linux ve özgür yazılım konusunda çeşitli bilgiler aktarmışlardı.
MEB Eğitek derneğimizle bağlantı kurup, kurumlarındaki Linux ve özgür yazılım çalışmalarına farklı bir yaklaşımla tekrar ivme vermek istediklerini söylediklerinde çok sevindik.
Kendileriyle bu sabah bir saati aşkın bir süre sohbet ettik. Hızla yanıt verip görüştüğümüz için çok teşekkür ettiler. Daha önce yapılan ortak çalışmalar, yararlarından ve olası eksikler üzerine konuştuk. Yeni dönemde Türkiye'nin dört bir yanından Linux ve özgür yazılımlarla haşır-neşir olarak formatör öğretmenleri Ekim-Kasım aylarında bir özgür yazılımı eğitimi için biraraya toplayarak onların bilgilerini geliştirmek istediklerini söylediler. Formatör öğretmenlerin temel görevi, çeşitli konularda eğitim almak ve bu eğitimi diğer öğretmenlere aktarmak. Özgür yazılım konusunda bilgilenen formatör öğretmenler de, daha sonra kendi şehirlerine döndüklerinde burada öğrendiklerini oradaki diğer öğretmenlere aktaracaklar. Öğretmenler de bu bilgileri okullarda öğrencilere anlatacaklar.
Projenin hayata geçirilmesi ile ilgili hem görüşlerimizi, hem de desteğimizi istediler. Biz de geçmişte olduğu gibi kendilerine elimizden gelen desteği sağlayacağımızı, eğitim ve öğretimde özgür yazılımın yer almasını çok önemsediğimizi söyledik. Formatör öğretmenlere anlatılacak konuların sınıflandırılması ve süresi ile ilgili öneriler getirdik. Dernek olarak bu çalışmanın fiili bir parçası olabileceğimiz gibi, farklı kurumlarla bağlantı kurmalarında yardımcı olarak aradan çekilebileceğimizi anlattık. Kar amacı gütmeyen bir sivil toplum kuruluşu olduğumuz için, bizim açımızdan önemli olanın bu eğitimin gerçekleşmesi olduğunu, bizzat hangi kurumun eğitimi verdiğinin bizim için hiç önemi olmadığını belirttik. Özgür yazılım konusundaki çalışmalarına hangi firmaların sponsor olabileceğine dair öneriler getirdik.Bu çalışmalar beklenildiği gibi meyvalarını verirse, "bekleyin öğretmenler, özgür yazılım geliyor!" :)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)